Bio Işınım

Kim demiş “Aman, durmadan elektrik santralları inşa edelim!” diye. Bir telaş içinde. “Gelecekte karanlıkta kalmamak için getir kömürü, bastır doğalgazı, yükselt barajı, kondur nükleeri!” Güneş panelleri de, rüzgâr fırıldakları da aynı endişeyi taşımıyor mu? Ancak bazı genç bilim insanları kolları sıvamışlar, elektriğin ötesine doğru yelken açmışlar bile.

Elektrik olmadan aydınlanmaya açılan kapı: bio-ışınım

Kim demiş “Aman, durmadan elektrik santralları inşa edelim!” diye.  Bir telaş içinde.  “Gelecekte karanlıkta kalmamak için getir kömürü, bastır doğalgazı, yükselt barajı, kondur nükleeri!”  Güneş panelleri de, rüzgâr fırıldakları da aynı endişeyi taşımıyor mu?  Ancak bazı genç bilim insanları kolları sıvamışlar, elektriğin ötesine doğru yelken açmışlar bile.  Örneğin Amerika’nın MIT’sinde ya da Fransa’nın Strasburg Üniversitesinde.

Evet, elektriksiz aydınlanma kavramı tuhaf duruyor.  Uyduruk bir bilim kurgu filminden ortalığa düşmüş bir palavra gibi.  Ama buna verilen yanıt hayli ilginç: “Dünya var olduğundan beri elektriksiz aydınlanma vardı doğada.  Ancak bizler fark etmedik bu olguyu.  Ya da ciddiye almadık ve üzerinde durmadık.”

Sözü edilen gerçeğin temelinde basit bir olgu var: bitkiler ışınım üretiyor.  Mesele bu olanağı devreye almak, günlük yaşamda bitkilerin desteğiyle aydınlanmak.  Aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi.  Bir bitki ve onun sağladığı güzel ışınımla kitap okuma olanağı.

Fotoğrafın aktardığı olgu hoş da, meseleyi kavramak biraz zor.  Çünkü bio-ışınım dediğimiz zaman günlük basit yaşantımızın sınırlarını aşan bilimsel kavram ve süreçlerle karşı karşıya kalıyoruz.  Özetlemeye çalışalım.  Daha fazlasını merak ediyorsanız aşağıda listelediğimiz sitelere başvurabilirsiniz.

Denizi derinliklerinde yaşayan canlılar, örneğin bazı solucanlar, yosunlar ışıma üretebiliyorlar.  Bakterilerin devreye girmesi ve yardımıyla.  Bu olgunun üzerine eğilmiş dört, beş araştırmacı grubu var şimdi; değişik ülkelerde.  Böyle olanağı olan canlıların genlerinden bazılarını almışlar ve bunları bazı bakterilere aşılamışlar.  Bakteriler ‘arabinoz’ diye adlandırılan şekerimsi maddenin bol olduğu bir ortama girince ışıldamaya başlıyorlar.  Bu olay belli koşullarda saatlerce sürüyor.  Ortama ve ısı düzeyine bağlı olarak.  Temel girdi olarak şekeri kullanarak.

Şu andaki denemelerde mavi bir ışıma elde ediliyor.  Ama araştırmacılar diğer renklere de ulaşmaya çalışıyorlar.  Şimdilik bu yöntemle çok sınırlı bir alanı aydınlatmak mümkün.  Örneğin bir tabloyu.  Ya da bir vitrini.

Ancak araştırmacılar çok daha ileriyi düşünüyorlar.  Örneğin sokak aydınlatmasını.  Bu teknolojinin sağladığı olanağı sokaklarımızı süsleyen ağaçlara uyguladığımız zaman geceleri ışıl ışıl parlayan sokaklara ulaşabileceğiz.  Bilginler güneş ışınları göründüğü zaman bu tür aydınlatmanın kendiliğinden durabileceğini söylüyorlar.  Unutmamak gerekir ki, şimdilerde (kömür, petrol, nükleer temelli) elektrik tüketiminin yüzde 20’si aydınlanmaya gidiyor.

Gelelim bu konuda göz atmak isteyebileceğiniz kaynaklara.

Önce Fransızca olanlardan başlayalım: Ronan Rousseau, Strasburg Üniversitesi – Jean-Luc Goudet, Futura Planet, 11.9.2017

İngilizce kaynaklar: Anne Trafton, MIT News Office, 12.12.2017 – Sydney Pereira, Newsweek, 13.12.2017 – Imprintlab, 17.2.2014 – BBC.

Kaynak : Devrim Alpöge – Atila Alpöge, Ekogazete, 6.3.2018

Ayrıntılı Bilgi İçin: bilgi@bilgipesinde.com

Kardeş Web Siteleri